Monday, March 24, 2008

Koyden indim sehre...

New York gercekten cok iyi geldi. Yasadigim yerin kucuk bir yer oldugunu hatirlatti biraz da. Kocaman binalara bakarken basim dondu resmen, alismisim tabi 3-4 katli binalara, az insana. Sokaklarda salak salak dolastim. Arkadasin "ezileceksin, dur isik yanmadi" uyarilarina yolun ortasindayken geri donup "nee?" diye seslendim mesela! :)

Central Park'ima bahar gelmeye baslamis; patenciler, kosucular, danscilar, muzisyenler yavas yavas artiyor. Gol karsisinda oturduk biraz ama elimi cebimden cikarip da kitap okuyacak cesareti bulamadim, hala soguk ortalik. Ama bahar geliyor, o kesin! :)

Pek bir sevgili Bookstrand'ima da ugradim, ugramak ne kelime, yaklasik uc saatimi gecirdim. Dunyanin, sanirim, en buyuk sahaflarindan burasi. Kendimi kaybettim ve aldigim kitaplari tasimak icin alisveris sepeti ile gezmek zorunda kaldim sonunda. :)

Turkiye ve Turkler uzerine bir kitap aldim mesela. Ilk defa okul tarih bilgisinden baska bir tarih kitabi elimde var simdik, haydi bakalim...

Sonracima fantastik/metamorfik bisiler aldim, mangha cizgiromani aldim, Virgina Woolf aldim, aldim da aldim... Simdi hepsini birden okumak istiyorum tabi. Siraya koymaya calisacagim, bakalim olacak mi?

En guzel haber, askerlik tecil islemi icin belgeler halloldu, Turkiye'deki subeme hizli postayla yollanacak bu hafta. Bu ne demek, dovizli askerlik icin saat islemeye basladi, 3 yil sonra aslanlar gibi (?), paramizi bastirip tami tamina 21 tane 24 saati Burdur'da gecirecegiz!...

2 Comments:

Blogger Nuri Alço said...

ben de garip bir rüya gördüm. çok garip. onu geçelim.

şimdi tabi kantin yok, mustafa abi'nin yeri yok. mecburen burda konuşcaz.

- bence Yaşar Kemal İnce Memed 1'in sonunu servise yetişmek için yazmış. Şimdi alıntı yaparak sihrini bozmayım ama o nedir öyle. Bütün tahliller, tasvirler yitiyor. Polis tutanağı gibi geçiyor son bölümler. Üşeniyorsan yazma.

- Turkuaz forma delikanlıyı bozar. Bunun bir tarihi var ulan. Öyle Turkuaz bizim rengimiz diye yılların alışılmış renginden vazgeçilir mi? Zaten bu yeni moda. İstiklal Marşı'nın da bestesi kötüymüş (tamam kötü), değiştirilmeliymiş. O zamana kadar oluşan bağ, geçmiş hikaye.

sözlerimi bi şarkı ilen bitiriyorum,

neo-liberal olmayı çok denedim ama
olamadım olunmuyor sultanım

1:22 PM  
Blogger Tolga Kaya said...

Pek Sevgili Nuri Abimiz,

Ince Memed 1'de degil ama 3 ile birlikte "yav bu adam olmeyecek miii?" demeye baslamistim ben. Yine de, oyle bir dunya olusturuyor ki Yasar Kemal o seride, insanin elinde degil, sonuna kadar gitmek istiyorsun. Kolay degil 2000 kusur sayfa okutmak...

Ben sevdim turkuaz formayi, Mehmet Demirkol adli futbol yazarinin fikirlerine katiliyorum. Sen tutucusun karrdisim, degisikliklere acik degilsin! :P

Bu arada, ne guzel soyledin, kantin yok, yok ya! Hele bu memlekette oyle bir kavram hic yok, degil mi? Starbucks'di, minik caycilardi, onlarla ikame etmeye calisiyoruz ama olmuyor tabii...

1:02 PM  

Post a Comment

<< Home