bi yerden baslamak lazim...
Uzun zaman oldu yazmayali. "To do list" ten vazgectim artik, olmayacak. Bi yerden baslayalim o zaman degil mi?
Eee, ben Amerika'ya yerlestim galiba. 2 hafta oldu geleli ama daha uzun zaman gecmis gibi geliyor, sanki...
Youtube uzerinden Avrupa Yakasi'ni izledim gecenlerde, bir de niye izledigimi anlamadigim Genco isimli diziyi. Ulkeme ucundan tutunmaya calisiyorum, haberleri takip etmeye calisiyorum, maclarin sonuclarina bakmaya calisiyorum ama burada hayat o kadar hizli ilerliyor ki su anda, gercekten zor oluyor. Biliyorum, kopacagim eninde sonunda, sanirim biraz da kopmak istiyorum bi yanimla, bakalim, zaman neler gosterecek?
Yolunda gitmeyen tek bir sey var su anda: iPhone!!! Efenim ayaklarim nev york topraklarina bastiginin ikinci gununde jet-lag met-lag demeden AT&T'ye gidip (bu mubarek telefonu baska bir yerden alamiyorsunuz, Turkcell gibi bisi anladigim kadariyla) aynen sunu dedim:
"I WANT iPHONE!!!" :)
Sonundaki gulucuk, aslinda siritma halimi gosteriyor bu cumleyi soylerken. Zira sonrasi o kadar da eglenceli olmadi. Efenim telefon 400 dolarmis ama Amerika'daki kredi gecmisime gore ek bir para daha alabilirlermis. Sosyal guvenlik numarami girince kasadaki abla benden 300 dolar daha istedi ve ben de cebimden toplamda 7 adet yuzluk cikardim! :) Bilenler bilir, Amerika'lilar nakit paraya alisik degillerdir, hele 100 dolar pek kabul etmek bile istemezler. Neyse o asamayi gectik. Neymis, telefonu itunes kullanarak aktive etmem gerekiyormus. Kostura kostura arkadasin evine gittik. itunes kuruldu, aktivasyon basladi. A, o da ne? Amerika kredi kartinizin numarasini girin demez mi? Yahu ne yapcan benim kredi kartimi, depoziti bu yuzden almadin mi zaten falan dedim, ama kendi kendime tabii. Jet-lag'in etkisinin artmasiyla goz kapaklarim kasinmaya baslamisken yardim servisini aradim ve artik tamamen abuk subuk bir hale gelmis ingilizcemle derdimi anlatmaya, dahasi adamlarin dediklerini anlamaya calistim.
Ay icim sIkIldi gercekten, tekrar hatirlayinca. :) (Bu gulus hafif sinir olmus bir gulus) Sonuc su ki; nereme sokacagimi bilemedigim 750 dolarlik bir iPhone'um var iki haftadir ve menulerine dahi giremiyorum! :( Cok bedbahtim! :(
Aslinda bu durum disinda hersey yolunda. Geldigimin ucuncu gununde hos sayilabilecek bir ev tuttum. Acentada bana yardimci olan kadin Ankara'dan babami taniyormus, sagolsun cok yardimci oldu. Hafta sonu da kamyonet kiralayip biiissuru esya aldim. Cumartesi gecesi evde bir suru koli (her mobilya kolide geliyor, sandalyeler dahil) yatabilmek icin yatagimi kuruyordum. Tabii alisveris o kadar da kolay olmadi. Nasil yatak alirsiniz mesela? Ben yatak istiyorum deyince olmuyo pek. :) Bunun boyutlari var ve herbirinin de bir ismi var. Benimki queen mesela. :) King de vardi ama coook buyuktu.
Gruptaki insanlari taniyor olmak guzel. Hem elektronikle hem de biyoloji (belki de kimya demeli) ile ugrasmak da keyifli. Sadece ayni anda 4 kisi ile calisma pratigimi kaybetmisim biraz, alismam lazim. Cook calismak lazim cook... :)
Hah, sunu da soyleyeyim; hava 5-6 derece civarindaydi hafta ici, ben tisort uzerinde kalincana bir montla mutlu mesut ofisime giderken yanimdan sipidik terliklerle kizlar ve de erkekler gecebiliyordu, hatta bazilari sort bile giymislerdi. Ne guzel degil mi? ;)
Eee, ben Amerika'ya yerlestim galiba. 2 hafta oldu geleli ama daha uzun zaman gecmis gibi geliyor, sanki...
Youtube uzerinden Avrupa Yakasi'ni izledim gecenlerde, bir de niye izledigimi anlamadigim Genco isimli diziyi. Ulkeme ucundan tutunmaya calisiyorum, haberleri takip etmeye calisiyorum, maclarin sonuclarina bakmaya calisiyorum ama burada hayat o kadar hizli ilerliyor ki su anda, gercekten zor oluyor. Biliyorum, kopacagim eninde sonunda, sanirim biraz da kopmak istiyorum bi yanimla, bakalim, zaman neler gosterecek?
Yolunda gitmeyen tek bir sey var su anda: iPhone!!! Efenim ayaklarim nev york topraklarina bastiginin ikinci gununde jet-lag met-lag demeden AT&T'ye gidip (bu mubarek telefonu baska bir yerden alamiyorsunuz, Turkcell gibi bisi anladigim kadariyla) aynen sunu dedim:
"I WANT iPHONE!!!" :)
Sonundaki gulucuk, aslinda siritma halimi gosteriyor bu cumleyi soylerken. Zira sonrasi o kadar da eglenceli olmadi. Efenim telefon 400 dolarmis ama Amerika'daki kredi gecmisime gore ek bir para daha alabilirlermis. Sosyal guvenlik numarami girince kasadaki abla benden 300 dolar daha istedi ve ben de cebimden toplamda 7 adet yuzluk cikardim! :) Bilenler bilir, Amerika'lilar nakit paraya alisik degillerdir, hele 100 dolar pek kabul etmek bile istemezler. Neyse o asamayi gectik. Neymis, telefonu itunes kullanarak aktive etmem gerekiyormus. Kostura kostura arkadasin evine gittik. itunes kuruldu, aktivasyon basladi. A, o da ne? Amerika kredi kartinizin numarasini girin demez mi? Yahu ne yapcan benim kredi kartimi, depoziti bu yuzden almadin mi zaten falan dedim, ama kendi kendime tabii. Jet-lag'in etkisinin artmasiyla goz kapaklarim kasinmaya baslamisken yardim servisini aradim ve artik tamamen abuk subuk bir hale gelmis ingilizcemle derdimi anlatmaya, dahasi adamlarin dediklerini anlamaya calistim.
Ay icim sIkIldi gercekten, tekrar hatirlayinca. :) (Bu gulus hafif sinir olmus bir gulus) Sonuc su ki; nereme sokacagimi bilemedigim 750 dolarlik bir iPhone'um var iki haftadir ve menulerine dahi giremiyorum! :( Cok bedbahtim! :(
Aslinda bu durum disinda hersey yolunda. Geldigimin ucuncu gununde hos sayilabilecek bir ev tuttum. Acentada bana yardimci olan kadin Ankara'dan babami taniyormus, sagolsun cok yardimci oldu. Hafta sonu da kamyonet kiralayip biiissuru esya aldim. Cumartesi gecesi evde bir suru koli (her mobilya kolide geliyor, sandalyeler dahil) yatabilmek icin yatagimi kuruyordum. Tabii alisveris o kadar da kolay olmadi. Nasil yatak alirsiniz mesela? Ben yatak istiyorum deyince olmuyo pek. :) Bunun boyutlari var ve herbirinin de bir ismi var. Benimki queen mesela. :) King de vardi ama coook buyuktu.
Gruptaki insanlari taniyor olmak guzel. Hem elektronikle hem de biyoloji (belki de kimya demeli) ile ugrasmak da keyifli. Sadece ayni anda 4 kisi ile calisma pratigimi kaybetmisim biraz, alismam lazim. Cook calismak lazim cook... :)
Hah, sunu da soyleyeyim; hava 5-6 derece civarindaydi hafta ici, ben tisort uzerinde kalincana bir montla mutlu mesut ofisime giderken yanimdan sipidik terliklerle kizlar ve de erkekler gecebiliyordu, hatta bazilari sort bile giymislerdi. Ne guzel degil mi? ;)

5 Comments:
yeni bişey farkettim. Ali Toker'i eskisi gibi iyi taklit edemiyorum. tabi eskisi gibi sık sık dinlememekten kaynaklanıyor.
neyse, hoşgeldin :)
Sevgili Burak Catli! :)
Hosbulduk efenim, oncelikle. Yaa, seni bi Turkiye'ye goturup Ali Toker ile tatile yollamak lazim, yasamin anlamini bulabilmen icin. Seni cok kendi halinde birakmislar oralarda birader. :)
Olmadi seni New Haven taraflar alalim, artik bakterilerle mi ugrasirsin, devre mi tasarlarsin, minik mekanik aletler mi yaparsin, yoksa benim gibi hepsiyle birden mi ugrasirsin, sana kalmis... :)
ehm!
duydum ki benim ismim geçiyor yanıtta. oysa ki anonymous adlı yazarın yazdığı notla hiç bir ilgim yoktur!
ehm!
(ulan afişe etmesene çocuğu :))
(ali toker tonlamasıyla okuyunuz)
aa Tolga, ben senden umidi kesmistim acmiyordum bile blogunu bugun ne hikmetse birsey durttu de klikledim. ne goreyim, iphone a 700 dolar mi verdin?bana gore de is var mi acaba orada?
Saka bir yana hosgitmissin:)aferim benim gibi aglama zirlama da yok, bol sans ve basarilar diliyorum:)
Peki sevgili anonim. Ama asil onemli olan, seni degil ama kendimi afise ediyorum ben bu sekilde. O yuzden, sustum. :)
Sevgili Ozden, ya evet, ben de bi an icin koptum sanmistim bu blog'dan ama, bi yerden yakaladim iste, yine.
Evet 700 dolar verdim ama burada post-doc olarak aldigim para 700 dolarlari sacabilecek kadar cok degil, bilgin olsun. :) O para benim yemeyip icmeyip biriktirdigim iPhone parasiydi, uhuhu! :(
Ama sen yine de bu taraflara gelmek istersen buyur gel tabii, ama burada da dutch'lar yerine cinlilerle ugrasmak zorunda kalabilirsin. :)
Post a Comment
<< Home